Saniye sonra Kapanacaktır

Nurullah Genç Rüveyda Şiiri

Cigdem Şiirler 28.Ağu.2019 6 görüntülenme 0 yorum

nurullah genç

Nurullah Genç Rüveyda Şiiri


fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına 
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı 
yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana
koşup geldim ; iliştir beni memnu bahtıma 

adını söylemek istemiyorum 
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım , ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
rüveyda dediğim zaman 
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığmın atardamarlarından 

hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma 
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru 
alaca bir at koşar içimde
zamansız , mekansız nefese doğru 

uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
oysa rüveyda
baştanbaşa ben
kevser akan , gül kokan bir kalbin filiziyim. 

kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden 
bir anlatsam nasıl utandığımı
bir doğrulsam eğildiğim yerlerden
ağarır tanyeri nilüferlerin
alaca bir koşar içimde
ezer toynakları ile anılarımı 

sular köpürmemeliydi rüveyda
kırılamamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım , şerbete değil
rüyalar hefret eder avare duruşumdan
kabuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir Mehdi türküsüyle çilekeş
yargılamak için zeval kayıtlarını
inkılab bekliyorum 

hangi umut çiçeğidir bilmem , ellerin
uzanır da gönlüme rüveyda
derinden bir ok saplanır bağrıma 
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız , mekansız nefese doğru 

varlığın cinayettir memleketimde işlenen
akıtır kanını en asil pehlivanların
yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın 

artık eskisi gibi bakamıyorsun
göklerinde bir belkıs otururdu rüveyda
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir anne gibi dururdu başucunda
artık dokunamıyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüş saçlarında dolunay
ben bu kadar zulme layık mıyım rüveyda 

hangi ressamı vurur bilmem , nedamın
sarar da benliğimi
ben beni tanımam kaldırımlarda
kafesleri yutan kafese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız , mekansız nefese doğru 

kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına
duydun mu orkideye dua eden birini
bu ısmarlama yüzler yok mu rüveyda
bu yapmacık bebekler
gözyaşı akıtırken gülenler yok mu
beni kahrediyor geceler boyu 

hangi çağın gelişidir bilmem , gülüşün
soluk bir dünyanın mezarlarına
gömerek gurbetimi
kapadı karanlığa Yesrip , kapılarını
meydan okuyuşun çağın ordularına
bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır
doruklardan öte hevese doğru
alaca bir at koşar içimde 
zamansız, mekansız nefese doğru 

yasını tutuyorum yarattığım düşlerin
yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda
amansız bir ütopya üfleyen pencereler
lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi
önümde , haksızlığın hesaba çekildiği
hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer
arkamda , kare kare ömrümü belirleyen
hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler 

söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere
kim giydirir başıma tacını nihayetin
kim takar bileğime hürriyet künyesini
karada balık gibi nasıl yaşarım , söyle 

rüveyda , seziyorum ; tahammülün kalmadı
ama dur , boşaltayım bütün çığlıklarımı
asırlardır köhne barınaklarda
küflenen , çürüyen çığlıklarımı 

at vuruldu ; içim paramparça rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de , çiğnetemem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terkederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim 

Yorumlar
Bu yazıya yorum yapan ilk kişi sen ol.

140 Yorum

1225 Sözler

25 Üye

100 Ziyaretçi